Ateş Levhi (#15931)

ATEŞ LEVHİ
En Kadim ve en Azim olan Allah’ın Adıyla!

Temiz yürekliler ayrılık ateşiyle kavruldu. Yü-zünün ışıklarının parıltısı nerede, ey âlemlerin Sevgilisi?

Sana yakın olanlar hicran karanlıklarında kaldı. Nerede vuslat Sabahının aydınlığı, ey âlemlerin Arzusu?

Seçkinlerin bedenleri uzak çöllerde çırpın-makta. Yakınlık denizin nerede, ey âlemleri Cezbeden?

Ümit elleri Senin fazıl ve ihsan göğüne kalktı. Nerede kerem yağmurların, ey âlemlere Cevap Veren?

Müşrikler her tarafta zulümle ayaklandı. Takdir Kaleminin zorlayıcı kudreti nerede, ey âlemlerin Fatihi?

Köpeklerin havlayışı her yandan yükseldi. Nerede kudret ormanının aslanı, ey âlemlerin Kahredicisi?

Soğukluk tüm insanlığı kapladı. Senin sevginin sıcaklığı nerede, ey âlemlerin Ateşi?

Bela son haddini buldu. Nerede yardımının işaretleri, ey âlemlerin Kurtuluşu?

İnsanların çoğunu karanlık bürüdü. İhtişamının parlaklığı nerede, ey âlemlerin Işığı?

Boyunlar nifak ile uzadı. Nerede Senin intikam kılıçların, ey âlemlerin Helak Edicisi?

Zillet son dereceye vardı. İzzetinin alâmetleri nerede, ey âlemlerin İzzeti?

Senin Rahman İsminin Mazharını hüzün aldı. Nerede Senin zuhuruna Mazhar olanın neşesi, ey âlemlerin Sevinci?

Ümmetleri keder sardı. Senin hoşnutluğunun bayrakları nerede, ey âlemlerin Neşesi?
Görüyorsun ki ayetlerinin Tanyeri kötü niyetli telkinlerle perdelendi. Nerede Senin kudretinin parmağı, ey âlemlerin İktidarı?

Susuzluk ızdırabı tüm insanları kapladı. İnayetinin Fırat’ı nerede, ey âlemlerin Rahmeti?

Hırs tüm insanlığı esir aldı. Nerede feragat timsalleri, ey âlemlerin Mevlası?

Görüyorsun ki ben Mazlum tek başıma gurbet-te. Senin Emir göğünün orduları nerede, ey âlemlerin Sultanı?

Gurbet elde yapayalnız bırakıldım. Nerede vefa timsallerin, ey âlemlerin Vefası?

Ölüm azabı herkesi sardı. Senin ebedi hayat denizinin dalgaları nerede, ey âlemlerin Hayatı?

Şeytanın vesveseleri varlık âleminde olanları çevreledi. Nerede Senin ateşinin göktaşı, ey âlemlerin Nuru?

İnsanların çoğu arzu sarhoşluğu ile başkalaştı. Takva mazharları nerede, ey âlemlerin Arzusu?

Bu Mazlumu Şamlılar arasında, zulüm perdeleri içinde görüyorsun. Nerede Senin sabah ışık-larının parıltısı, ey âlemlerin Işığı?

Beni söz söylemekten men edilmiş görüyorsun. Senin ötüşlerin ya nereden işitilecek, ey âlem-lerin Güvercini?

Zan ve vehim halkın çoğunu kapladı. Senin ikanının sembolleri nerede, ey âlemlerin Gü-venci?

Baha bela denizine battı. Nerede Senin kurtarıcı Gemin, ey âlemlerin Kurtarıcısı?

Görüyorsun ki Senin beyanının Tanyeri, varlık âleminin karanlığı içinde. İnayet ufkunun güneşi nerede, ey âlemlerin Aydınlatıcısı?

Doğru sözlülük, temizlik, vefakârlık ve şeref meşaleleri söndü. Nerede Senin intikam gaza-bının tezahürleri, ey âlemleri Harekete Geçiren?

Senin Nefsine yardım eden veya Sevgin uğrunda O’nun başına geleni düşünen bir kimse görüyor musun? Kalem bu soru karşısında durdu, ey âlemlerin Sevgilisi!

Sidretü’l-Münteha’nın dalları kader kasırgaları ile kırıldı. Senin yardım sancakların nerede, ey âlemlerin Yardımcısı?

Yüz iftira tozlarıyla kaplandı. Nerede Senin rahmet yellerin, ey âlemlerin Rahmanı?

Kudsiyet eteği hilekârlarca kirletildi. Senin kut-sallık giysin nerede, ey âlemleri Süsleyen?

İnsanların işledikleri işler yüzünden inayet denizi durgunlaştı. Nerede Senin fazıl dalga-ların, ey âlemlerin Muradı?

Düşmanlarının zulmü yüzünden Lika kapısı kapandı. Senin cömertlik anahtarın nerede, ey âlemlerin Açıcısı?

Yapraklar nifak yellerinin saçtığı zehirlerle sarardı. Nerede Senin cömertlik bulutunun sağanağı, ey âlemlerin Cömerdi?

Kâinat günah tozlarıyla tozlandı. Senin affının esintileri nerede, ey âlemlerin Affedicisi?

Bu Genç çorak topraklarda yapayalnız. Nerede Senin fazıl semanın yağmuru, ey âlemlerin Lütufkârı?

Ey Kalem-i Âlâ! Beka ceberutundan  Senin tatlı sesini işittik. Ey âlemlerin Mazlumu! Azamet Dili’nin söylediğine kulak ver:

Soğuk olmasaydı Senin beyanındaki sıcaklık nasıl zuhura gelirdi, ey âlemlerin Açıklayıcısı! 

Bela olmasaydı Senin sabır güneşin nasıl parlardı, ey âlemlerin Işığı!

Kötülerden ötürü kederlenme. Sen sabır için yaratıldın, Ey âlemlerin Sabrı!

Nifakçılar ortasında Senin Misak ufkundan parlayışın ve Allah’a karşı beslediğin iştiyak ne tatlı, ey âlemlerin Aşkı!

İstiklal sancağı en yüksek tepelere Seninle dikildi ve fazıl okyanusu Seninle dalgalandı, ey âlemlerin Coşkusu!

Teklik Güneşi Senin yalnızlığınla doğdu ve Birlik yurdu Senin sürgünlüğünle süslendi. O halde çek ve katlan, ey âlemlerin Sürgünü!

Biz zilleti izzete gömlek ve belâyı Senin heykeline ziynet kıldık, ey âlemlerin Övüncü!

Kalpleri nefretle dolmuş görüyorsun. Gör ve görmezden gel, ey âlemlerin günahlarını Örten!

Nerede bir kılıç görürsen ona doğru koş ve nerede bir ok uçarsa ona göğüs ger. Ey âlemlerin Fedası!

Sen mi ağlayıp inliyorsun yoksa Ben mi? Senin yardımcılarının azlığına yanıp yakılan Ben, Ben. Ey âlemleri ağlatıp inleten!

Ey nurlular nurlusu Sevgili! Senin sesini işittim. Şimdi Baha’nın yüzü belanın hararetiyle ve Senin nurlu sözünün ateşiyle alev alev yanıyor ve işte Seni memnun etmek için vefa ile kalkıp feda meydanına koştu, ey âlemlerin Takdircisi!

Ey Ali Ekber! Bu Levihten dolayı Allah’a şükürler sun; onda mazlumiyetimin hoş kokularını bulabilir ve âlemlerin Tapılanı olan Allah’ın yolunda nelere katlandığımızı öğrenebilirsin.

Eğer bütün kullar bu Levhi okuyup üzerinde düşünecek olurlarsa, damarlarından her bir damarda âlemleri tutuşturacak bir ateş alevlenir.

-Bahá'u'lláh
-----------------------

